Bugün 10 Ocak “Çalışan Gazeteciler Günü”. 10 Ocak, basın emekçilerinin verdiği mücadelenin sonucu olarak önce 1961’de “çalışan gazeteciler bayramı” olarak kutlanmaya başlandı, sonrasında 1971 yılında adı “Çalışan gazeteciler günü” olarak değiştirildi.
Kapitalist sistemde söz-basın özgürlüğü daima egemenlerin çıkarları doğrultusunda baskı altındadır. Türkiye tarihi boyunca devrimci-muhalif basın üzerinde baskılar eksik olmamış, gazeteler-matbaalar basılmış, gazeteciler katledilmiş ve çok sayıda gazeteci yaptıkları haberden, yazdıkları yazılardan dolayı tutuklanarak yıllar boyunca hapis yatmıştır.
Sermaye iktidarının 24 yıldır yürütücü gücü olan AKP iktidarı döneminde ise bu baskı ve saldırılar tırmanarak devam etti.
Tek adam rejimiyle birlikte bir yandan burjuva medyayı “tek elde” toplamayı hedefleyen iktidar, kendisine muhalif olan basına yönelik dezenformasyon yasasını çıkardı, ekonomik baskıları, RTÜK yasaklarını, sansür ve kayyım uygulamalarını derinleştirdi. TELE 1’e kayyım atanması ve yayın yönetmeni Merdan Yanardağ’ın tutuklanması ise bunun son örneği oldu.
Öte yandan ilerici- devrimci basın üzerinde yasaklar, baskılar, yayın durdurmalar ise hiç eksik olmadı. Tüm bu süreçlerin en ağır bedelini ise basın emekçileri ödedi/ödemeye devam ediyor.
Soruşturmalar, tutuklamalar, gözaltılar bu ülkede gazeteciler için rutin bir uygulama haline geldi. Suriye’de Türk ordusunun saldırıları sonucu yaşamını yitiren gazeteciler Nazım Taştan ve Cihan Bilgin ise katledilen son gazeteciler oldu.
***
Öte yandan AKP iktidarında işçilere emekçilere dönük kapsamlı saldırılar devem ederken ve kazanılmış hakları bir bir tırpanlanırken basın emekçileri de tüm bunlardan nasibini fazlasıyla aldı. Gazetecilerin işsizlik oranının %30 olduğu ülkede, pek çok basın kurumunda basın emekçileri basın iş kanunu dışında düşük ücretlerde ve sendikasız çalıştırılmaktadır. Öyle ki basın iş kolu sendikalaşma oranının en düşük olduğu iş kollarından biri haline gelmiştir.
Ekonomik daralma, teknolojik dönüşüm ve son dönemde kayyım uygulamaları gerekçesiyle toplu işten çıkarmalar yaygınlaşmış, basın emekçileri ya işsizlikle ya da güvencesiz (freelance/telifli) çalışmayla karşı karşıya bırakılmıştır.
Tüm bu sorunlardan kaynaklı basın emekçileri “Çalışan gazeteciler günü”nü kutlamıyor. Söz-basın ve örgütlenme özgürlüğü için mücadeleyi büyütüyor!